Spot: Mirasçıların haklarını gasp etmeye yönelik işlemler “muris muvazaası” kapsamında iptal edilebiliyor. Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası nasıl açılır, nelere dikkat edilmeli?
Gövde:
Son dönemde miras paylaşımıyla ilgili uyuşmazlıklarda artış yaşanıyor. Özellikle “muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası” konusu, Yargıtay kararlarıyla yeniden gündeme geldi. Pek çok kişi, miras bırakanın bazı taşınmazları mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere devretmesi durumunda hangi haklara sahip olduğunu araştırıyor.
Muris muvazaası, halk arasında “mirastan mal kaçırma” olarak da biliniyor. Bu durumda, miras bırakan kişi (muris) taşınmazı gerçekte bağışlamak istese de görünürde satış gibi gösteriyor. Amaç, mirasçılardan bazılarını miras hakkından yoksun bırakmak. Hukuki açıdan bu durum, gizli bağış – görünürde satış ilişkisi olarak değerlendiriliyor ve muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açılarak işlemin iptali istenebiliyor.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, geçtiğimiz aylarda verdiği bir kararda, uzun yıllar miras bırakanın yanında yaşayan ve ona bakım sağlayan mirasçının, taşınmaz devrinde diğer kardeşlerine göre farklı bir konumda olduğunu kabul etti. Kararda, satış bedelinin gerçek olmadığı, devrin bakım hizmeti karşılığı yapılmadığı, dolayısıyla muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası koşullarının oluştuğu belirtildi.
Uzmanlara göre, bu karar, özellikle yaşlı veya hasta miras bırakanların taşınmazlarını bir çocuklarına devretmeleri durumunda, diğer mirasçıların dava açma hakkını güçlendiriyor. Çünkü muris muvazaasında asıl hedef, “gerçek iradenin” tespiti. Satış bedeli ödenmemişse, devrin görünürde olduğu iddiası daha kolay ispatlanabiliyor.
Miras bırakanın ölümünden sonra, saklı payı zedelenen veya miras hakkı ihlal edilen her mirasçı muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabiliyor. Bu davalarda zamanaşımı bulunmuyor; yani mirasçı, murisin ölümünden yıllar sonra bile dava açabiliyor. Ancak ispat yükü davacıda olduğundan, tanık beyanları, banka kayıtları, satış bedelinin ödenip ödenmediğine dair belgeler büyük önem taşıyor.
Ayrıca Yargıtay, son kararlarında tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, taşınmazın değerini, devrin hangi koşullarda yapıldığını da dikkate alıyor. Dolayısıyla yalnızca “satış bedeli ödenmedi” iddiası tek başına yeterli görülmeyebiliyor.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü verilerine göre, miras nedeniyle açılan taşınmaz davalarının %38’i muris muvazaası kaynaklı. Özellikle büyük şehirlerde, mirasçılar arasında gayrimenkul paylaşımı sırasında anlaşmazlıkların arttığı belirtiliyor. Avukatlar, aile içi iletişimsizlik, ekonomik baskılar ve yanlış yönlendirmelerin bu davaları tetiklediğini ifade ediyor.
Bazı vakalarda, miras bırakanın taşınmazı torun veya gelin üzerinden devrettiği, sonrasında diğer mirasçıların muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açtığı görülüyor. Mahkemeler, muvazaanın varlığını tespit ederse, tapu kaydını iptal ediyor ve taşınmaz miras paylarına göre yeniden tescil ediliyor.
Hukukçulara göre, bu tür davalarda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, “niyet”in ispatı. Eğer murisin asıl amacı gerçekten satış yapmak değil de mirasçıdan mal kaçırmaksa, bu durumda muvazaa hukuken sabit hale geliyor. Dolayısıyla dava sürecinde tanık anlatımları, murisin davranış biçimi ve tarafların yaşam koşulları çok kritik rol oynuyor.
“Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası” hem hukuki hem de duygusal açıdan aileler için zorlu bir süreç. Ancak Yargıtay’ın son yıllarda geliştirdiği içtihatlar, hakkı zedelenen mirasçılar için umut verici nitelikte. Bu nedenle, böyle bir durumda profesyonel hukuki destek almak ve süreci bilinçli yönetmek, miras paylaşımında adaletin sağlanması açısından büyük önem taşıyor.
Etiketler: #MurisMuvazaası #TapuIptalTescil #MirasHukuku #Yargıtay #Taşınmaz
KAYNAKÇA : https://baf.av.tr/muris-muvazaasi-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi/
Reklam & İşbirliği: [email protected]